Tag Archives: IFW
İstanbul Fashion Week Başlıyooor!
Posted on 10. Eki, 2012 by ALIŞVERİŞ CİNİ.
İstanbul Fashion Week bugün başlıyor, ama bu kez bensiz! Yurt dışı seyahatlerinden dolayı bu sefer IFW’yi kaçırıyorum, içim kan ağlayarak, aklımı orada bırakarak… Ama bu demek değil ki takip etmeyeceğim, sosyal medya sağolsun artık bu tip şeyleri takip edebilmek için illa ki orada olmak gerekmiyor. Eğer IFW heyecanı benim gibi sizi de sardıysa takipte kalın derim çünkü birazdan Alışveriş Cini Twitter‘da soracağım soruyu doğru bilen ilk kişi bu akşam 21:30′daki TWEEN defilesine iki kişilik davetiye hediyesi kazanıyor
Continue Reading
IFW | İstanbul Frontrow Wars
Posted on 14. Şub, 2012 by ALIŞVERİŞ CİNİ.
“Acısıyla tatlısıyla bir IFW’yi daha geride bıraktık” diye klasikten biraz uzak olacak olan bu yazıma klasik bir giriş yapayım. IFW bu sene benim için öncelikle eksiklik demek oldu, çünkü artık IFW’de defile yapmayan Arzu Kaprol, Zeynep Tosun, Özgür Masur’un eksikliğini çok hissettim. İşten çıkıp haldır haldır koşturarak defileye girmek demek oldu, çünkü defile saatleri itibariyle ancak öyle yetişebiliyordum. Sırt ağrısı demek oldu, çünkü podyumdaki oturgaçların sırt dayaması yok ve çok rahatsızlar. Bacak ağrısı demek oldu, çünkü defileleri izlerken video çekip anında twitter’dan ilk ben paylaşacağım diye girmediğim şekil, yapmadığım pilates hareketi kalmadı. “Front row” demek oldu, çünkü o en ön sıraya oturma telaşı hiç bitmedi. Kalabalık demek oldu, çünkü ben insanların üstüme üstüme geldiği kalabalıkları pek sevmem ve daralırım da.
İşte karşınızda IFW yani İstanbul Frontrow Wars izlenimlerim…
- Hadi önce güzel şeylerle başlayalım. Çadırda bu kez bekleme salonu olarak ayrılan alan geniş geniş ferah ferah hoş bir alandı. Burada vakit geçirmek keyifliydi. Bekleme salonunda her telden insan vardı ki bence bu iyi bir şey.
- IFW boyunca sevdiğim herkesleri görüp hal hatır sorabildim. Blogosfer buz gibi havaya rağmen IFW’nin hatrına yine tam kadro oradaydı. Ama en çalışkan blog ödülünü bu kez tatlı Buse Terim hak etti. Ezildi, üzerine başkaları oturdu, laf söylendi ama yine yılmadı güler yüzünü kaybetmeden defilelerin hemen hepsine katıldı ve yorumladı. Koray Caner de benim gibi iş çıkışı defileye koşanlardandı. Akşam herkes yorulup da eve gitsek derdine düşmüşken biz “aaa daha yeni başlıyoruz” modundaydık hep.
- Ve tabii ki bir sürü Alışveriş Cini okuru ile tanıştım. En güzeli de o oldu zaten. Alışveriş Cini okuyan herkes mi birbirinden tatlı, güzel yakışıklı olur yahu hmmmm?
- Ortamı bırakıp biraz da defilelere geçelim. Bence Gamze Saraçoğlu, Mehtap Elaidi ve Simay Bülbül IFW 2012 Kış’ın en iyileriydi. En büyük hayal kırıklığını ise Atıl Kutoğlu ve adL+Cengiz Abazoğlu defileleri yaşattı. Her ikisinin de IFW’deki en kalabalık defileler olmasına ne demeli bilemiyorum.
- Cengiz Abazoğlu defilesinde dünya gözüyle bir adet daha Victoria’s Secret meleği görmüş olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Ana Beatriz çok güzeldi (hadi canım!) kadın-erkek hepimizi büyüledi.
- Hemen her defilede Didem Soydan podyumdaydı, IFW’nin en çalışkan modeli o oldu. Çok beğeniyorum kendisini, sert bir ifadesi var, çok “cool” duruyor. Gerçi biz zaten biliyor ve beğeniyorduk da bu kez baksanıza Demet Akalın’ın bile dikkatini çekmiş. Öyleyse Didem Soydan için gönül rahatlığıyla IFW’nin parlayan yıldızıydı diyebiliriz.
- Önceden her defilede Özge Ulusoy görürdük, bu kez pek nadir gösterdi bize gül yüzünü. Herhalde zamanını artık başka işlere ayırıyor.
- Malumunuz IFW zaten katılan daha doğrusu “katılmayan” tasarımcılar itibariyle ileriye değil geriye gidiyor. Organizasyon da aynı şekilde… Henüz blogumun ismini söylemeden basın kartı alabildim misal. Kontrol denen bir şey yok, herkes olaydan bihaber. Ondan sonra da vay efendim neden izdiham oluyor, sebep belli!
- Boşuna İstanbul Frontrow Wars demiyoruz bunun adına. En ön sırada oturma çilesi bir türlü bitmedi. Hele bir de defile saatinden yarım saat sonra gelip de en ön sırada oturmayı bekleyen, ve en kötüsü işi “moda” olan, işi bu defileleri seyretmek olan insanlar vardı ki, işte herhalde ancak Türkiye’de böylelerine ses çıkarılmaz, susulur ve usulca en ön sıranın da önüne sandalye çekilerek bir güzel oturtulur.
- Neyse ki ben de ön sıraya oturmanın sırlarını bir iki defile sonunda hemen çözdüm. Pek uygulayamadım gerçi ama yine de buraya yazayım, belki lazım olur. Aslında 4 farklı seçenek var, istediğinizi seçebiliyorsunuz.
1) Erken kalkan yol alır: Napıp edip bir şekilde içeri erken girmek. Birilerinin peşine takılmak olabilir bu, artık kapıdaki görevliyi ayartmak olabilir burası size kalmış. Ama mümkünse “daha kimseyi içeri almıyoruz” safhasındayken kendinizi içeri atın. Erken girebilen en öne oturabiliyor
2) Absürd görünün: Normalde nasıl giyiniyorsunuz giyinin ama IFW’ye gelirken biraz nasıl desem garip giyinin işte. Sınır tanımayın, mesela röpdöşambr benzeri bir ceketin altına çizgili pijamalarınızı giyerek filan gelin ya da fes takın neo-osmanlı havanız olsun. Absürd görünürseniz sizi kimse tutamaz
3) Cemiyet havası: Sarı saçlar, bronz bir ten, şaşalı bir kürk veyahut düğüne gider gibi parıltılı gözlerinizi alan elbiseler giyin. Siz benim kim olduğumu nasılsa bilirsiniz hahayt şeklinde rahat ve etrafınıza gülücükler saçarak gidin, en öndeki (tabi ki) yerinize oturun
4) Tanıdık usulü: Hiçbiri olmadı mı, öyleyse gözlerinizi dört açıp etrafa iyi bakın. Ön sıralara yerleşmiş bir tanıdık bir tanıdık gördüyseniz ve o sırada hala insanlar rahat rahat oturabiliyorsa, hedefi buldunuz demektir. Usulca yaklaşın, ve araya kaynayın. Biri engelleyecek gibi olursa hemen sinir yapın, olabildiğince çemkirin
- Evet bu 4 madde işin şakası tabii ama IFW’de yer konusunun tam bir kaos olduğu muhakkak. Bu olay doğru düzgün ayarlanmadıkça belli ki daha böyle çok malzeme verecek bize…
- IFW boyunca basının çilesi en büyüktü ve hiç bitmedi. Ellerinde fotoğraf makineleri, defalarca deklanşöre basarak bana ve benim gibi pek çoklarına malzeme topladılar bol bol. Bir de girişlerde itilip kakılmasalardı iyi olurdu ama neyse. Ellerine sağlık…
Benden bu kadar ama sevgili Pinkfreud da IFW izlenimlerini anlatmış şu yazısında, okunası
Continue Reading
IFW | Mehtap Elaidi ve Rağmen
Posted on 13. Şub, 2012 by ALIŞVERİŞ CİNİ.





IFW’nin son günü bir tek Mehtap Elaidi için çıktım evden, iyi ki de çıkmışım. Yoksa IFW’nin bence en iyilerinden olan, sadece koleksiyon olarak değil aynı zamanda müzikler ve koreografisi de çok başarılı, yer yer dayanamayıp defilenin ortasında alkışladığımız “Rağmen”i göremeyecektim.
Bu kez Deniz Pulaş, Wilma Elles ve Didem Soydan, Mehtap Elaidi için podyumdaydı. 2012-13 Sonbahar/Kış Koleksiyonu “Rağmen”de hayatlarını hikayelerindeki birçok etkene rağmen kurabilmeyi başarmış kadınlardan ilham alınmış. Savaşa rağmen kadının ve modanın çıkışına damga vurmuş 40’lı yıllara bir gönderme yapılmış, bu havayı biz de hem kıyafetlerde, hem de müzik ve koreografide hissettik. Gerçekten defile kreatif olarak da çok başarılıydı. Modeller en son toplu olarak podyuma çıktıklarında, birbirlerinin koluna girip sohbet eder gibi yürüyen halleri çok hoşuma gitti. Her parça bende “olsa da giysem” isteği uyandırdı. Defilenin sadece sonunda değil, orta yerinde de birçok kez dayanamayıp alkışladık. Açıkçası benim beklentilerimin çok çok üzerindeydi, tüm ekibe kocaman tebrikler.
Görsellerin devamı her zamanki gibi galeride…

































