Tag Archives: Beyrut

Ne Giydim: Beyrut’ta

Posted on 12. Eki, 2010 by .

14

Beyrut’a kadar gitmişken orada da bir Ne Giydim fotoğrafı çekmeden gelmek olmazdı. Tabii bütün gün sokak sokak dolaşıp gezeceğimiz için çok rahat şeyler tercih ettim. Şu an İstanbul’daki havanın şu fotoğraflarla ve kıyafetlerle alakası olmasa da, geçen hafta Beyrut işte bu kısa şortu giyip terleyebileceğim kadar sıcaktı. Bavulumu hazırlarken şortla rahat edebilecek miyim gibi bir endişem vardı ama hiçbir sorun olmadı. Hatta Türkiye’den daha rahat bir şekilde şortumla her yere girip çıkabildim.

T-shirt: Mango
Şort: Bershka
Çanta: Mango
Yüzükler: Accessorize
Bileklik: Forever 21
Kemer: Mavi Jeans
Babetler: Didim’de yerel bir dükkandan
Gözlük: Bağdat Caddesi Kukla

Beyrut gezisi yazıları için buraya ve şuraya bakabilirsiniz…

Continue Reading

Cin Geziyor | Beyrut – 2

Posted on 12. Eki, 2010 by .

8

Camiler kadar ihtişamlı kiliseler de şehirde dikkat çekiyor

Gün batımında meşhur Pigeon Rocks

Coca Cola‘yı Arapça içmek

Arapça İncil, bana çok ilginç gelmişti

Lübnanlıların araba manyaklığı

H&M‘den aldığım rengarenk, güzel bilekliğim

Beyrut gezisini anlatmaya devam ediyorum. Ama siz henüz 1.bölümü okumadıysanız önce lütfen buraya ışınlanın.

- Lübnan’da petrol birçok Arap ülkesinde olduğu gibi çok ucuz. Üstelik arabalardan da vergi alınmıyor, o yüzden araba fiyatları bizdekinin yarısı kadar. Türkiye’den 200.000 TL’ye satılan son model Mercedes‘lere orada taksi niyetine bindik. Özellikle Mercedes markasına inanılmaz bir ilgi var. Etraftaki arabaların çoğu çok lüks ve pahalı modeller. Lübnanlılar arabalarına o kadar aşık ki, kırtasiyelerde “I love my Opel” yazan şeyler satılıyor.

- Beyrut’ta H&M‘in tam 3 mağazasını gördüm: Souks de Beyrut, Hamra Caddesi ve ABC alışveriş merkezi. Hamra Caddesi’ndeki en ucuzu, indirimli ürünler sadece burada satılıyor (muhtemelen Türkiye’de de bunun gibi olacak) H&M’i görmüşken alışveriş yapmamak olmazdı tabii, yukarıdaki renkli bileziği aldım oradan, herkes pek beğendi :)

- Coca Cola‘nın üzerinde Arapça harfler görmek, yine Arapça İncil görmek de ilginçti. Şehirde her marka/mağazanın ismi, plakalar, yani neredeyse her şey hem Latfin alfabesi ile hem de Arap harfleri ile yazılıyor.

- 1. yazıda Music Hall diye bir yerden bahsetmiştim. Burası gece canlı müzik çalınan, rezervasyon bulmanın zor, rezervasyonsuz içeri girmeninse imkansız olduğu bir yer. Kabare tarzı bir eğlence oluyor. Neyse ki biz barda yer bulup içeri girmeyi başarabildik. Yalnız nedense kendileri bize 2 kişiye 1 sandalye vermeyi tercih etmişler, ve bunu daha fazla insan almak için bilerek yapmışlar!? Bu durum ve rezervasyonu olanlardan çift kat ücret almaları gibi şeyler biraz sinir bozucuydu. İçeriye girdiğinizde ortam ve müziklerin nasıl olduğunu merak ediyorsanız örnek bir şarkı “Ya Aleyhi” yi aşağıdaki videodan izlemeniz yeterli…


Music Hall Beirut

- Özetle, Beyrut bence bir hafta sonu için gidilebilecek, değişik bir yer. Çok da fazla bir şey beklemeyin ama hep aynı yerlerden sıkıldıysanız güzel bir alternatif olabilir. Ayrıca Türkiye’den vize istememesi de en büyük avantajı olsa gerek.

Daha fazlası için aşağıdaki galeriye göz atabilirsiniz…

Continue Reading

Cin Geziyor | Beyrut – 1

Posted on 08. Eki, 2010 by .

19

Bir gezinin olmazsa olmazlarından şehir haritası

Petit Cafe‘de bu manzaraya bakarak oturabilir, hatta yanında Türk kahvesi bile içebilirsiniz!

Şehrin ortasındaki kocaman mavi kubbeli cami


Karam‘da yediğimiz en lezzetli yemek, içi fasulyeli humus

Yolda bir düğün hazırlıklarına denk gelmek gezinin en güzel rastlantısıydı

Bunlar da Beyrut’un Demet Akalın’ı ve Serdar Ortaç’ı diye yorum yaptık :)

Geçen hafta sonu ufak bir kaçamak yapıp Lübnan’ın başkenti Beyrut’a gittiğimizi burada söylemiştim. Şimdi sıra geldi gezdiğimi gördüğümü yediğimi içtiğimi anlatmaya. Öncelikle İstanbul’dan 1.5 saatlik bir uçuş sonrasında Beyrut havaalanına ulaşabiliyorsunuz, oldukça yakın. Beyrut hakkında gitmeden okuduklarım; şehrin masalsı bir güzelliğe sahip olduğu, “dünyanın en güzel şehri” olduğu ve gece hayatının çok iyi olduğu yönündeydi.Benim genel düşüncem; evet güzel bir şehir, konum itibarıyla zaten çok şanslı (deniz kıyısında upuzun bir kordonu var). Yine de bence kesinlikle dünyanın en güzel şehri değil, İstanbul şehir olarak, medeniyet olarak, güzellik olarak Beyrut’un 3-4 gömlek üzerindedir bana göre.

- Şehir Araplar ve Fransızlar olarak ikiye bölünmüş durumda. Zaten renklerinden ve giyimlerinden de bu ikisini ayrıt etmek hiç zor değil. Genelde Arapça konuşanlar çok fakir, Fransızca konuşanların da çok zengin olduğu bir şehir. Orta tabaka ise yok denecek kadar az.

- 1975-1990 arası Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında süren iç savaşın etkileri hala sürmekte. Şehrin ortasında, en işlek yerinde birden 3 tane asker arabası, içinde askerler ve koca koca silahlarla önünüzden geçebiliyor. Bir süre sonra askerleri her yerde görmeye zaten alışıyorsunuz. Bazı binalarda hala savaştan kalma delikler var.

- Pigeon Rocks adını verdikleri iki kaya parçası duruyor denizin ortasında. Gün batımını bu kayalara ve denize bakarak seyretmeden gelmek olmaz!

- Mimarisini çok sevdik. Binaların tamamı sarı görünümlü ve çok hoş tasarımlara sahip. Şehir merkezinde kocaman mavi kubbeli bir cami ve Rolex saat kulesi dikkat çekiyor.

- Taksicilere dikkat! Normalde yerlilerin kişi başı $2′a bindiği taksiler turistlere kapıyı $45′dan açıyor. Pazarlık bu noktada malesef şart oluyor. Bu arada ilk gün bindiğimiz taksiciye Türk olduğumuzu söylememizle beraber arabada İbrahim Tatlıses’in cd’sini bulmamız bir oldu. Yol boyunca onu dinledik.

- Birçok yerde kablosuz internet bulmak pek mümkün değil. Anladığım kadarıyla ülkede internet yeni yeni yaygınlaşıyor.

- Yemekleri bizimkine çok benziyor. Humusu özellikle çok meşhurmuş. Beyrut’a gidip de humus yemeden geri dönmek neredeyse imkansız: Kebap ve baklava için kitaplarda Beyrut’ta denenmesi gereken şeyler yazıyordu. Bunlar için Karam denen restorana mutlaka uğrayın, Beyrut’ta yediğim en güzel yemek oradaydı. Şiş kebap ve humuslu fasulyeli bir şey.

- Biz gittiğimizde hava 33-36 derece arasıydı, yani Türkiye’ye göre çok daha sıcak. Sıcaktan da öte havadaki nemin fazlalığı insanı mahvediyor. Otel odasındaki kapıları açar açmaz aynalar nemden buğulanıyordu, o derece!

- Yüz ölçümü olarak çok küçük bir şehir. Yürümeyi seviyorsanız yürüyerek şehrin hemen hemen her yerini gezebilirsiniz. Souks de Beyrut şehrin en lüks bölümü. Birçok tasarımcının da mağazası burada bulunuyor. Ancak fiyatlar tabi ki çok fazla. Hamra Caddesinde de alışveriş için birkaç yer var.

- Şehirde Virgin, H&M, Hard Rock Cafe, Paul gibi avrupai ve amerikan mağazalar da bulunuyor.

-Gece hayatının çoğu Gemmayzeh Caddesi‘nde dönüyor. Gece dışarı çıkan epey insan var. Yalnız fiyatlar hiç de ucuz değil, hatta pahalı onu söyleyeyim. Barların en ünlüsü Sky Bar. Ancak 2 gün önceden bile rezervasyon bulamadığımız ve rezervasyonsuz da içeri alınmadığımız için biz giremedik… Gece demişken, Lübnanlıların nasıl eğlendiğini görmek için Music Hall‘a da bir gece muhakkak uğramalı.

Daha fazlası için sizi aşağıdaki resimlerin altındaki yorumlarla beraber galeriye davet ediyorum.

Beyurt gezisinin devamı gelecek…

Related Posts with Thumbnails

Continue Reading