Archive for 'Mekan'
Mekan: Mer Balık
Posted on 13. Ara, 2010 by ALIŞVERİŞ CİNİ.
Mekan tavsiyelerini seviyor musunuz? Öyleyse bir tane daha. Bu kez Tarabya’da balıkçıdayız, Mer Balık’tayız. Balık evde pişirmesi en zor yemeklerden biri olduğu için dışarıda yemesi en güzel olan şey bence. Bu yüzden birçok yerde balık yemeyi denedim ve şahsen İstanbul’daki en iyi balıkçının Mer Balık olduğunu düşünüyorum!
Ben pek fazla deniz ürünlerine düşkünü değilimdir, hatta çoğu zaman istemeye istemeye yerim. Ancak mekan Mer Balık’sa işte o zaman gelen birbirinden güzel mezelere ve lezzetli balıklara, tatlılara karşı koyamıyorum. Eğer aradığınız çalgılı çengili, biraz da eğlenmelik bir yerse sizin için Mer Balık uygun bir yer değil, çünkü müzik yok. Ama ben yemek yemeye ve muhabbete geldim diyorsanız burası tam size göre, çünkü çok lezzetli, bol yemek ve çok keyifli bir ortam var.
Biz hemen hemen her gittiğimizde fix menü alıyoruz. Fix menü mezeler ile başlıyor ama mezeler siz dur diyene kadar bitmiyor, geldikçe geliyor. Artık yeter balığa yer kalmadı dediğiniz anda mezelerin yerini leziz balıklar alıyor. Balık seçimi konusunda benim gibi acemiyseniz garsonların samimiyetine ve tavsiyelerine güvenebilirsiniz. Beni hiç hayal kırıklığına uğratmadılar. En sonunda da tatlı servisi başlıyor. Tatlılardan da benim favorim yukarıda da resmi olan “Şelale” ismindeki sıcak ikram edilen, içi çikolatalı yanı dondurmalı bir nevi browniye benzeyen tatlı. İşte bu “yiyebileceklerinin tümü” fix menünün fiyatı ise kişi başı 60 TL.
Ağzınızı sulandırdıysam da bir gün Mer Balık’ın keyfine vardığınızda beni affedersiniz diye düşünüyorum :) Hafta sonları rezervasyonlu gitmekte fayda var. Bu arada yılbaşı için Türk sanat müzikli ve dansözlü özel programları da varmış.
Adres: Kefeliköy Caddesi No:33 Kireçburnu
Telefon: 0212 223 52 87
Web: www.merbalik.com.tr
Continue Reading
Cin Geziyor: Barcelona
Posted on 26. Kas, 2010 by ALIŞVERİŞ CİNİ.
Barcelona’da görebileceğiniz en meşhur ve turistik şey Gaudi’nin yarım kalmış eseri La Sagrada Familia
Barcelona taze meyve ve sebzeye bayılıyor, ne güzel!
Günde elli kere de geçseniz sıkılmayacağınız bir cadde… La Rambla
Renkli görünümü ve muhteşem manzarası ile Park Güell
Barcelona’nın tarihi ve meşhur çikolatacısı Escriba. Üzgünüm ama bizim Pelit’in eline su dökemez :)
Barcelona’nın en büyük pazarı La Boqueria. Taze sebze, meyve, balık, et, deniz ürünleri, peynir, dondurma, çikolata cenneti!
Las Ramblas’ta bir tasarımcının tezgahından bayılarak aldığım yüzük
Madrid’den sonra Barcelona fotoğrafları ve gezi yazısı ile karşınızdayım. Gidene kadar Madrid ve Barcelona İspanya’nın iki ayrı şehriydi benim için. Ama gidince anladım ki ikisi birbirinden olabildiğine alakasız, olabildiğine farklı yerlermiş. Sanki farklı ülkelerdeymişçesine… Barcelona’nın bulunduğu bölge Katalunya oluyor, ve bu bölge İspanya’da görünse de özerk bir bölgeymiş. İkisi arasında hep bir “Madrid mi Barcelona mı?” yarışı gidiyor. Şunu kesin olarak söyleyebilirim ki bir turist olarak Barcelona’da çok daha fazla gezecek yer, çok daha fazla tarih, sanat, alışveriş, çok daha fazla aktivite, çok daha fazla çeşit yemek bulabilirsiniz. Madrid’de o kadar çeşitlilik yok. Kimse sorsanız bu ikisinden Barcelona’yı beğeneceğinden eminim. Ama ben İspanyol kültürünü ve yaşan tarzının ayrıca hayranı olduğum için ve Madrid’de tam olarak bunu bulduğum için bana göre Madrid’in yeri ayrı. Barcelona daha bir turist şehri olmuş sanki, etrafta yerli halktan çok turist var…
- Barcelona tam anlamıyla gotik bir şehir… Gotik deyince aklınıza gelen stil, o karanlık görünüş tüm şehre hakim. Özellikle de Barri Gotic (Gotik Semt) adını verdikleri bölge bu ismi sonuna kadar hak ediyor. Bu bölgede bulunan Katedral görülmesi gereken yerlerden. Bir Gaudi eseri olan Katedral’in dışı kadar içi de ihtişamlı.
- Barcelona’daki Gaudi eserleri tabi ki sadece bu Katedral ile bitmiyor. Gaudi bu şehir için en önemli adamlardan biri, çünkü neredeyse şehirdeki tüm eserlerde ya Gaudi’nin ya da Gaudi’nin bir öğrencisinin parmağı var. Bunlardan en ünlüsü La Sagrada Familia.
- La Sagrada Familia Gaudi’nin ve Barcelona’nın en önemli eseri. Yani Özgürlük Anıtı NewYork için neyse, Eiffel Kulesi Paris için neyse, La Sagrada Familia da Barcelona için o. Halk arasında bitmeyen kilise olarak da biliniyor bu eser. Gaudi’nin bu devasa kiliseyi tamamlamaya ömrü yetmeyince, bu kilise yıllarca yarım kalmış ve yarım kalması ile ünlenmiş. Bir gittiğimizde ise yapım çalışmaları devam ediyordu. Söylenene göre 2026 yılında Gaudi’nin ölümünün 200. yıldönümünde La Sagrada Familia’nın tamamlanması planlanıyormuş.
- Park Güell’de Gaudi’nin izlerini görmek mümkün. Burası tepe başına kurulmuş, şehri kuş bakışı harika bir noktadan izleyebileceğiniz kocaman bir park. Gaudi’nin uzun yıllar yaşadığı evi şu anda müze haline gelmiş durumda ve bu parkın içinde yer alıyor. Her tarafı seramiklerle kaplı bu parkın tarzı Gaudi’nin seramik stilini anlamak için en önemli yer.
- La Rambla benim Barcelona’da en beğendiğim ve bulunmaktan en keyif aldığım yer oldu. Burası şehir merkezinde uzun bir cadde. Victor Hugo bu cadde için “dünyanın en güzel caddesi” demiş. Gerçekten de o kadar canlı ve hareketli bir cadde ki, bu caddeden günde kaç kere geçerseniz geçin sıkılmıyorsunuz. Çünkü cadde değişiyor! Her geçtiğinizde değişiyor ve bambaşka bir hareket bambaşka bir enerji ile karşılıyor sizi. Caddede çeşit çeşit çiçekçiler, kuşlar, dondurmacı ve çikolatacılar, cafeler bulunuyor. Bu cafelerden birine oturup bir yandan bir şeyler atıştırmak ve etraftaki renkli insanları seyretmek müthiş keyifli!
- Las Ramblas caddesinin üzerinde La Boqueria adı verilen Barcelona’nın en büyük pazarı yer alıyor. Bu pazara muhakkak uğramanınzı tavsiye ediyorum, ben çok etkilendim. Burası kocaman bir yer ve sebzenin, meyvenin en tazesini, peynirin, dondurmanın, çikolatanın, şekerin de en çeşitlisini bulabileceğiniz harika bir pazar. Pazarda dolanırken bir yandan da karışık meyve tabaklarınızdan elinize alıp atıştırabilirsiniz.
- El Born bölgesi ise alışveriş için ideal. Barcelona modaya ve tasarıma çok düşkün bir şehir olduğundan bu bölgede birçok tasarımcının butiğini, farklı moda dükkanlarını ve yine atıştırmak için güzel krepleri dondurmaları bulabileceğiniz bir yer.
- Barcelonalılar takımlarına çok düşkün. F.C. Barcelona’nın sloganı “Mes que un club” yani “Bir kulüpten daha fazla”. Gerçekten de onlar için bu bir futbol takımı tutmaktan çok yaşam stili haline gelmiş. Etrafta Real Madrid’e atışmalar, Barcelona forması giymiş köpekler her zaman görebileceğiniz olağan şeyler. Futbol ile ilgileniyorsanız, F.C. Barcelona’nın stadyumunu da görebilir, hatta içinde ufak bir tur da atabilirsiniz.
- Barcelona’da da Madrid’de olduğu gibi çikolata, pasta olayı çok gelişmiş. Escrica adında 1820′de kurulmuş tarihi bir çikolatacıları var, Las Ramblas caddesi üzerinde. Buranın da çikolatasını pastasını tadalım dedik ama beklentimi karşılamadı doğrusu. Tat olarak bizim Pelit’in eline su dökemez bence.
- Trixi adı verilen üçlü bisiklet turları çok yaygın. Bunlardan birine binip 15 dklığına sizi etrafta gezdirmesini isteyebilirsiniz. Hem hızlı bir tur atmış oluyorsunuz hem de sizi gezdiren kişi aynı zamanda bulunduğunuz yerlerin özelliklerini anlattığından çok iyi oluyor.
- Katalanların dilleri, kültürleri gibi yemekleri de İspanyollar’dan ayrı. Katalan stili ekmek dedikleri domatesli bir ekmek çeşidi var. Onun dışındaki Katalan stili yemekleri ben yine beğenemedim. Katalan stili tavuk mesela tatlı bir sos be kuru eriklerle dolu bir tavanın içinde geldi. Pek bana göre değildi.
- Toplu taşıma aynen Madrid’de olduğu gibi burada da inanılmaz fazla gelişmiş. Şehrin hemen hemen her yerine yayılmış geniş bir metro ağı mevcut. Ayrıca bisiklet ve scooter kullanımı da çok yaygın. Özellikle bisikletlerin sokaklardan rahatlıkla kiralanabilmesine bayıldım. Halkın çoğunluğu toplu taşıma veya bisiklet/scooter ile ulaşımını sağlıyor. Hal böyle olunca trafik denen bir şey tabi ki yok!
- Katalunya’da gece hayatı Madrid gibi çılgın değil. Genelde 10 civarı sokaklardaki kalabalık azalmaya başlıyor. Ancak siesta durumu aynen geçerli. Barcelona’da da öğlenleri dükkanlar hatta müzeler 3-4 saat kadar kapalı kalıyor. Pazarları ise açık bir mağaza bulmak imkansız!
Barcelona fotoğraflarını yeni aldığımız Canon EOS 1000D ile çektik. Nasıl, beğendiniz mi, eski fotoğraflarla arasındaki fark belli oluyor mu sizce?
Bu arada ponpolu bere H&M, kahverengi palto Zara, puanlı atkı Forever 21, jean Bacci&Abracci, spor ayakkabılar Reebok, mavi bere H&M, omuz çantası Zara, çizmeler Zara.
Daha fazla Barcelona için aşağıdaki galeriye buyurunuz…
Continue Reading
Cin Geziyor: Madrid
Posted on 23. Kas, 2010 by ALIŞVERİŞ CİNİ.
Sol Meydanı’na sokak çalgıcıları neşe katıyor
Sol Meydanı’ndaki 0 Km’ye (orijin) ayak basıp fotoğrafını çekmek bir turist geleneği
Bütün gün bu muhteşem yerde, Retiro Park’ta kalabilirdim!
İspanya’nın en meşhur yemeği deniz ürünleri ile donanmış paella (hiç bana göre değil!)
Madrid’de pastaneler çok yaygın
Plaza Mayor’daki ilginçliklerden biri
Madrid ganimetleri (matador ve boğa şeklindeki tuzluk biberlik favorim)
Şurada da bahsettiğim gibi bayram tatilinin bir kısmını – aile ziyaretinden sonraki son 5 gününü – İspanya’da geçirdim. 2 gün Madrid’i 3 gün de Barcelona’yı bir güzel gezdim tozdum. Yediğim içtiğim benim oldu, sıra geldi gezdiğimi gördüğümü anlatmaya. Ben bir İspanya ve İspanyol aşığı olduğumdan bu tatil beni pek bir mutlu etti. Ağzım kulaklarımda sokak sokak gezdim iki şehri de. Geziden bana geri kalan ise tabi ki yorgunluğu oldu.
İlk durağımız Madrid. Daha sonra gidecek olanlara da ışık tutar umarım. Bakalım Madrid’de neler oluyormuş?
- Madrid bildiğiniz gibi İspanya’nın başkenti. Şehrin merkezindeki Sol Meydanı’na 0 km (orijin) diyorlar. E haklılar da çünkü gerçekten de bütün olay bu meydan çevresinde kopuyor. Bu meydanın çevresindeki her bir sokak ayrı ayrı gezilir.
- Sol Meydanı ve çevresindeki sokaklar sokak çalgıcıları ve çeşitli göstericiler sayesinde oldukça renkli görüntülere ev sahipliği yapıyor. Ben bu göstericilerin her birini çok yetenekli ve bir o kadar da yaratıcı buldum. Durup izlemeye değer!
- Yine şehir merkezindeki Retiro Parkı Madrid’de en çok hayran olduğum yerlerden. Devasa büyüklükteki park yemyeşil ağaçlardan ve huzur verici havuzlardan oluşuyor. Madrid halkı bu parkı sık sık koşular için veya çocuklarını gezdirmek için kullanıyor. Kocaman parkın içindeki sessiz ve bol oksijen dolu ortam gerçekten inanılmaz dinlendirici!
- Muhakkak gidilmesi gereken yerlerden biri de Plaza Mayor. Burası 4 bir yanı binalarla çevrili koca bir açık hava gösteri salonu gibi. Zaten burada zaman zaman konserler, gösteriler de düzenleniyormuş ve bunlar etraftaki binaların pencerelerinden izleniyormuş. Buradaki cafelerden birine oturup keyifle etrafı seyredebilirsiniz.
- İspanyollar genel olarak keskin tatlardan ve aşırı tuzlu yemeklerden hoşlanıyor. Sanırım benim beğenmediğim tek şey yemekleri oldu. Deniz ürünleri ve domuz çok fazla tercih ediliyor. Bizim gibi ikisinden de pek hoşlanmıyorsanız yerel mutfakta yiyecek bir şeyler bulmakta zorlanabilirsiniz. İspanya deyince akla gelen ilk yemek paella. Paella ismini yapıldığı tavadan almış. İçinde pirinç ve deniz ürünleri bulunuyor. Ağır bir yemek olduğunu ve bütün tabağı bitirmenin neredeyse imkansız olduğunu söylemeliyim. Yemeklerde tapas (türkçesi atıştırmalık veya meze diyebiliriz) yemek de çok popüler. Kroketler, patates kızartmaları, tavuk kanatları, ispanyol omletler (tortilla espanola), sosis, zeytin, peynir aklıma gelen bazı tapas çeşitleri.
- Pastane ve hamur işinde epey gelişmişler. Genellikle kahvaltılar kuruvasan tipi şeylerle geçiştiriliyor. Kahvaltı İspanyolların en az önem verdiği öğünmüş. Yemek saatleri de epeyce garip, öğle yemeği 1-3 arası yenirken akşam yemeği 22′den sonra gece yarılarına kadar yenebiliyor. Ama tabi ki restoranlarda herhangi bir saatte yemek bulabiliyorsunuz, o konuda sıkıntı olmuyor. En meşhur tatlıları ise churro denilen kızarmış hamur çubukları. Bunları çikolata sosuna batırıp yemek tam bir Madrid geleneği. Madrid’den çikolatalı churro yemeden dönmeyin ve yiyecekseniz en ünlüleri Chocoleteria San Gines’i tavsiye ederim. Yeri de yine Sol Meydanı’na çok yakın.
- Madrid’liler gece hayatına bayılıyor. Sol Meydanı’nın etrafındaki sokaklardan birinde bulunan Joy diye bir kulüp çok meşhurmuş. Biz gidemedik ama bir dahaki sefere denenebilir. Oralara kadar gitmişken bir geceyi de flamenko gösterisi izleyerek geçirmek isteyebilirsiniz. Yalnız flamenko izlemek artık tamamen turistlerin yaptığı bir şey haline gelmiş gibi. Biz de bir gece Cafe de Chinitas’ta oldukça başarılı bir flamenko izledik.
- İspanya deyince boğa güreşlerini atlamak olmaz. Pazarları genellikle boğa güreşleri devam ediyormuş. Gösteri zaten canice ama daha kötüsü İspanyolların boğanın kuyruğunu da her yerde satmaları ve yemeleri. Benim düşününce bile midem kalktı ama onlar boğa kuyruğunu çok lezzetli buluyorlar!
- Belki de bildiğiniz gibi İspanyolların siesta’sı da pek bir meşhur. Siesta dükkanların öğle aralarında kapanmalarına deniyor. Genellikle öğlen 1.30 gibi kapanıp 4.30 gibi tekrar açılıyorlar. Resmen günün en verimli saatinde dükkanı kapatıp uyumaya çekiliyorlar ve kaybettikleri para umurlarında bile değil. Evet bu milletin insanları maksimum rahatlığa sahip. Hayatı yaşamayı eğlenmeyi ve tembelliği seviyorlar! Duyunca çok şaşırdığım bir şey ise ispanya’da bir bayram hafta sonuna denk geldi mi, bir sonraki ay onun yerine bir gün tatil yapmaları!
- Zara, Massimo Dutti, Bershka, Oysho, Pull&Bear, Uterque gibi markalarda fiyatlar Türkiye’den daha düşük, H&M’in fiyatları ise Türkiye ile aynı. Bir de Blanco diye Türkiye’de olmayan güzel mi güzel bir markaları var. İspanya’nın her yerinde gördüğünüz El Corte Ingles ise YKM tipi içinde her şey bulunan mağazaları ise resmen tüm şehri (hatta tüm ülkeyi) işgal etmiş durumda, adım başı bunlardan var. Biz de bu mağazadan Canon EOS 1000D profesyonel fotoğraf makinesi satın aldık. Bundan sonraki durağımız Barcelona’da bu makine ile çektiğimiz fotoğrafları paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz.
Daha fazla Madrid için sizi aşağıdaki galeriye davet ediyorum!












































































