Archive for 'Genel'

Cin Geziyor | Büyükada Sahillerinde Bekliyorum

Posted on 09. Nis, 2012 by .

9

Annecimle babacım beni ziyarete İstanbul’a gelince, onları gezdirmek bahanesi ile ben de İstanbul’u turlamaya başladım. Hafta sonu birlikte küçük bir Büyükada turu yaptık. Büyükada hep bu kadar güzel miydi? Belki de ben bakmasını bilememişim daha önce. Adanın her köşesi benim fotoğrafımı çek ve instagram’a koy diye bağırırken, ben ve iPhone’um da boş durmadık tabii.
 Vapurdan iner inmez göz alabildiğine bir deniz ve tatlı tatlı süzülen gemiler karşılıyor sizi. Ben tam bir deniz insanıyım. Şu güzelliğe bakınca, deniz olmayan bir şehirde yaşayazmışım sanki.
Burası her şeyden sıyrılıp, kafa boşaltmak, biraz kendi sessizliğinle baş başa, yalnız kalmanın tadını çıkarmak için muhteşem değil mi?
 Ama yalnızlık da bir yere kadar derseniz, adada sahil boyunca kurulmuş restoranlar, dondurmacılar, lokmacılar ve cıvıl cıvıl neşeli bir kalabalığın arasına karışmak, an meselesi.
Sahilden biraz uzaklaşıp adadaki tümü eski ve tümü muhteşem evlere baka baka vakit geçirmek de epey keyifli. Önünden geçerken, kim bilir bu evlerde şimdiye dek kimler neler yaşadı diye düşünmeden edemiyor insan.
 Hani dili olsa da anlatsa derler ya… Bu evlerin de sanki söylemek istediği şeyler, anlatmak istediği ne hikayeler var.
Büyükada’ya yapılan küçük tur beni pek kesmedi, en kısa zamanda bir hafta sonu geçirmek istiyorum burada. Siz de bir sonraki plan için bana adalarla ilgili tavsiyelerinizi, yapılmazsa olmayacaklar listenizi bana yazmak istemez misiniz? Merakla bekliyorum :)

Continue Reading

Cin Geziyor | ¡Adios Madrid!

Posted on 03. Nis, 2012 by .

5

Madrid postlarına bu ayıcık heykeli ile başlamak artık bir gelenek oldu :p Ayıcık diyorum, çünkü gerçekten ayıcık. Bunca methini duyup bir de şehrin sembolü falan deyince haliyle insan bir Eiffel, bir Özgürlük Heykeli gibi azıcık şöyle heybetli bir şey bekliyor. Oysa ki alakası yok, yukarıda da görebileceğiniz gibi o meşhur heykel benden az büyük bir minik ayıcık esasen :)

2. Madrid seferi benim için bu sefer bol alışverişli geçti. Aldıklarımı Ne Giydim postlarına saklıyorum ve itiraf etmeliyim bu şehrin bu kadar moda ve renk fışkıran bir yer olduğunu geçen sefer gözden kaçırmışım. Chueca Meydanı ve civarı, Fuencarral Caddesi bir sürü cici butik keşfetmek ve renklere boğulmak için muhteşem! Ben de Chueca Meydanı’ndaki küçük bir butikten bu cici çantalardan aldım, kullanmak için sabırsızlanmaktayım. Bu bölge Madrid’de gay bölgesi olarak da biliniyormuş. Zaten etraftaki beylerin şıklığına bakınca, buna pek şaşırmadım doğrusu ;)

Madrid’le ilgili en sevdiğim şeyler 1- İspanyolca 2- Sangria :) Aslında sangria en meşhurları olsa da, denizde kum İspanya’da şaraplı kokteyl. Ben diyeyim vino casera, siz deyin tinto de verano deneyebileceğiniz birçok seçeneğiniz mevcut. Çalışanların öğle yemeğinde bile şarap içtiği bir milletten bahsediyoruz! Benim aralarından favorimse sangria’nın meyvesizi, daha az tatlı olanı, yukarıda da Plaza Mayor’da bizzat hüpletmekte olduğum tinto de verano.

Madrid’le ilgili en sevdiğim şeyleri sayarken churro’ya haksızlık etmeyeyim. Madrid’e giderseniz churro denen kızarmış hamur çubuklarını çikolata sosuna bandıra bandıra yemeden yanında da bir fincan kahve höpürdetmeden gelmeyin! Madrid’de birçok churro mekanı mevcut ama bunların en meşhuru Chocolateria de San Gines, hem Sol Meydanı’na çok yakın hem de Tyra Banks filan bile orada yemiş, fotoğrafı var yani ona göre :)

Madrid’de akşam yemeği duraklarımızdan biri de sevgili Tülin’in tavsiyesi üzerine Restaurante Sobrino de Botin oldu. Burası da epey turistik ve tarihi bir mekan. Tarihi mi dedim? Botin, dünyanın en eski restoranıymış! Haliyle görmek lazımdı, hem siz yemeğinizi yerken canlı müzik yapan adamlar da masaların etrafında dolanıyor, öyle keyifli bir ortamı var. Ancak gitmeden birkaç gün önce mutlaka ve mutlaka rezervasyon yapmalısınız, yoksa yer bulmak pek mümkün değil :)

Farklı şehirlerde gezmek tozmak, aman efendim insanoğlu kuş misali diye ahkam kesmek her daim keyifli ancak, fark etmişsinizdir Madrid’in kalbimdeki yeri apayrı. Bu kez biraz uzunca zaman geçirince karar verdim ki hayatımın illa ki bir bölümünü geçirmek istediğim, isteyeceğim bir yer. Olur mu bilmem, olması için elimden geleni yapar mıyım aslında pek de bir şey yaptığım söylenemez. Ama olsun uzaktan uzaktan istemek de güzel işte öyle :)

Galiba Madrid’e tekrar gelmek için yaptığım yegane şey her gittiğimde o ayıcığa bir kere dokunmak. Bu sefer yine dokundum, bir sonraki gelişimi de garantiye aldım neme lazım… :) ¡Adios Madrid!

Continue Reading

Cin Geziyor | Yine Madrid…

Posted on 26. Mar, 2012 by .

14

Madrid’in şehir merkezi Sol Meydanı’nda şehrin sembolü bir ayı heykeli var, daha önceki turistik Madrid yazımda bahsetmiştim. Şayet bu heykele dokunursan, Madrid’e tekrar gelirmişsin. Geçen gittiğimde dokunmuştum, iyi ki de dokunmuşum! Bu sefer yine dokundum. Madrid sanırım kaç kez gelirsem geleyim sıkılmayacağım nadir şehirlerden. Buranın havası mı desem, insanlarının sıcaklığı mı, kulağa şiir gibi gelen dili mi ama bir şeyleri var ve beni fena halde kendine çekiyor!
Hafta içi günlerim genellikle ofiste geçti (günde 12 saat kadar çalışma ile) o yüzden bu hafta blog biraz boş kaldı. Hadi ama artık blogunu güncelle okuyacak bir şey kalmadı yorumları üzerine, birazcık zaman yaratıp taze taze bir Madrid yazısı yazmak bana farz oldu.
Hafta sonu Madrid’i bu kez turist gibi koştura koştura değil de rahat rahat bir Madrid’li gibi gezip tozma ile geçti. Bol bol alışveriş yaptım, bol bol kahve ve sangria içtim…
Baharla birlikte çiçek açan ağaçlara baktım uzun uzun, bahar Madrid’e ne kadar da güzel gelmiş diye düşündüm… Havalar da sağolsun geldiğimizden beri pek iyi gidiyor, mutluyum!
Güzel balkonlu binaları izledim, yürüdüm yürüdüm…
Hayatımda ikinci kez sushi yedim, ilkinde (sene 2006) nefret etmiştim. Simdi Sushi Club diye güzel bir restoranda tekrar denedim, meğer ben sushi seviyormuşum dedim. Yine de müptelası olacağım söylenemez ama evet bundan sonra arada yiyebilirmişim evet.
Domuz gezdiren bir adam gördüm, bildiğimiz köpek gezdirir gibi domuz gezdiren! Fotoğrafını çekmeye başlayınca yoldan geçen herkes de benim gibi aynı kareyi fotoğraflamaya başladı, çocuk bir şapka açıp para toplamaya başlasa yeriydi hani. Yeni bir trend başlatmış olabiliriz!

İspanyolca’yı bir kez daha sevdim, çok sevdim… Birazcık da konuştum, taksicilerle kasiyerlerle garsonlarla, çat pat, hani derdimi anlatacak kadar, olsun… :)

Devamı gelecek …

Related Posts with Thumbnails

Continue Reading